Haberler

Dünyanın en büyük ağır iş makinesi üreticilerinden BOBCAT, kullanıcı kılavuzlarının Türkçeye çeviri ve...

Semantik Tercüme Bürosu, Arapça dili için artan iş hacmini karşılamak üzere yeni ofisini Kahire’de açtı.Kahire...

Blog

Neden Türkiye’deki tercüme büroları fiyatlandırma için 1.000 karakterlik bir metin sayfasını baz alıyorlar? Oysa tüm...

Değerli müşterimizin ve çözüm ortaklarımızın önceden hazırlamış oldukları bir terminoloji listesi varsa, Semantik...

Diğer blog yazıları...

Çevirmen 40 Yılını Verdi, Yazarı Türkçe'ye Kazandırdı.

23 Şubat 2012 Perşembe

Hermann Broch'un Vergilius'un Ölümü'

Hermann Broch'un Vergilius'un Ölümü'nün çevirisi şüphesiz 2012 yılının en önemli edebiyat olaylarından biri oldu... Ahmet Cemal'in çevirmenlik serüveninin başlarında karşılaştığı ve çok etkilenerek hayatının en önemli faaliyeti haline getirip 40 yıl üzerinde çalıştığı bu roman, aynı zamanda Broch'un dilimize çevrilen ilk yapıtı olma özelliği taşıyor.

Ama okuyucuları ikaz etmemiz gerekiyor, güç bir metin bu; çok zaman, dikkat, konsantrasyon gereken bir okuma süreci var önünüzde. Bunun herkese göre olmadığı açık.

Keşke okuyucu Broch ile ilk tanışmasını Sleepwalker (Uyurgezerler) üçlemesi ile yapmış olsaydı. Çünkü Vergilius'un Ölümü, bırakın sıradan okuyucuyu,  güç metinleri seven okuyucu için bile zor bir metin. Çeviri ne kadar iyi olursa olsun, şiirsel ve müziksel özellikleri çok yüksek olan Almanca bir metnin bu niteliklerinin Türkçe’de yeniden oluşturulmasının imkansız olduğunu, her şiir çevirisinde söz konusu olduğu gibi, bu metnin de ancak bir eksilme ile Türkçeleşmesinin kaçınılmaz olacağını akıldan çıkarmamak gerek. Umuyoruz ki bir yerlerde başka bir çevirmen Ahmet Cemal gibi bu kez Uyurgezerler üçlemesi üzerinde çalışıyordur. Böylece Vergilius'un ürküteceği okurlar ondan çok uzaklaşmadan Broch dünyasına daha yumuşak bir geçiş yapma olanağına sahip olurlar.

Broch 1886 yılında Viyana'da, zengin bir Yahudi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Gençliğinde bir yandan ailesinin tekstil fabrikasında çalışırken diğer taraftan edebiyat ile ilgilendi. 1909 senesinde, sonradan Vergilius'da da etkilerine rastlayacağımız bir kararla Katolik olmayı seçti. Broch, Batı Avrupa romanının özellikle James Joyce'dan etkilenen modernist atağının tam ortasında yer alır. Rilke,  Canetti, Musil gibi kendi döneminin başta gelen isimleri ile bire bir samimiyeti olan Hermann Broch, Musil gibi maddi açıdan kötü durumda olan bir kişi değildi; aileden kalan tekstil fabrikasını sattıktan sonra kavştuğu rahatlıkla tüm zamanını edebiyata adadı ve 40 yaşında ilk romanı Uyurgezerler'i yayımladı. 1938'de Nazilerin Avusturya'yı ele geçirmesi ile toplama kampına kapatıldı. Broch, Vergilius'u yazmaya da bu kampta karar verdi. Aralarında James Joyce'un da bulunduğu edebiyatçı arkadaşlarının düzenlediği bir kampanya ile serbest bırakılınca önce İngiltere'ye, sonra da romanını tamamlayacağı ABD'ye gitti.

Bilinç akışı tekniğiyle yazılan bu roman, Roma İmparatorluğu'nun en büyük şairi kabul edilen Publius Vergilius Maro'nun hayatının son 18 saatini anlatır.

Vergilius Maro'nun Aeneis isimli eseri, Roma İmparatorluğu'nun hikayesini anlatan bir tür ‘ulusal destan’ olarak nitelendirilir. Virgilius Maro, yapıtında, Homeros'un İlyada ve Odysseia'inden ilham alarak Yunanlıların işgali sonrasında Truva'yı terk eden Ankhises'le Afrodit'in oğulları Aeneas'ın yaşamını ve İtalya kıyılarına ulaşarak Roma'yı kuruşunu öyküler.

Sanat neleri değiştirebilir?

Hermann Broch'un Vergilius'u, Batı Avrupa roman tarihinin en cesur denemelerinden biridir. Bu denemenin ne kadar başarıya ulaştığı ise ayrı bir tartışma konusudur. Bu türden tartışmalı metinlerin çoğunda olduğu gibi eleştirmenler ve okuyucular farklı kamplara bölünürler:

Bir tarafta Broch’un fanatik hayranları, yani bu eseri bir başyapıt olarak niteleyenler diğer tarafta ise negatif eleştiriler söz konusudur. Dört elementin isimlerinin bölüm başlığı olarak seçildiği dört ana bölümden oluşan bu roman, büyük epik destanı Aeneis'i gözden geçirmek için Atina'ya seyahat eden Vergilius'un dönüş yolunda hasta düşmesi ve gemi ile Brindisi limanına dönüşü sırasında başlar. Roma her zamanki gibi çok hareketli, canlı, cıvıl cıvıldır ancak insanlar moral bir çöküntü içinde bulunmaktadır.

Şairin, edebiyatçının o bitmek bilmez sorgulaması, hesaplaşması başlar: Ne işe yaradı yapıtım? Kitaba Ahmet Cemal'in yazdığı önsözde vurgulandığı gibi; "Roma'da iktidar sahipleri ve halkın bir kesimi tarafından daha kendisi ölmeden onca yüceltilmiş şiirleriyle, gerçekte acılarla, kargaşayla ve adaletsizliklerle dolu bir dünyada aslında neyi değiştirebilmiş olduğunu sorgular Vergilius. İç konuşmanın akışı boyunca bu sorgulama, şiir sanatından yola çıkmış olsa da sanatın tüm geneline yayılır ve 'Sanat neleri değiştirebilir?' sorusuna odaklanır."

Vergilius, dostlarının pek yücelttiği Aeneis'i reddeder ve bu eserin yakılmasını, ortadan kaldırılmasını ister. Arkadaşları, özellikle de Augustus onu bu kararından caydırmak için çaba gösterirler. Augustus'a göre artık Aeneis, Vergilius'un olmaktan çıkmış ve tüm Roma'ya mâl olmuştur. Ahmet Cemal'in belirttiği gibi bu kısımda 'sanat ve iktidar' sorunu ele alınır.

Hermann Broch'un, Vergilius'u ve Roma'yı eksene koyarak gerçekleştirmeye çalıştığı tartışma, döneminde yaşanan büyük toplumsal olayların, Nazizm'in yükseliş kaydetmesinin, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve öncesinde yaşanan büyük çöküntü ile açığa çıkan; kriz içinde bulunan bir toplumda genelde kültürün özelde ise edebiyatın yerinin ne olması gerektiği konusudur.

Bu nedenle dostlarıyla olan diyalogları dışında tepeden tırnağa bir içsel konuşma olan bu romana koyu bir karanlık damgasını vurur. Ayrıca Hristiyan dini konusunda birikim sahibi okurun, özellikle romanın son bölümünü, Herman Broch'un Katolikliğe dönmüş olduğunu bilerek okumasında fayda sağlayacaktır.

Vergilius'un Eclogues yani Seçmeler isimli eserinin dördüncü bölümü Mesiyanik kehanetleri ile bir tartışma konusu olmuştur. Bu durum da bazı yorumcular tarafından Hermann Broch'un Katolikliğe dönüşü ile ilişkilendirilir.

Kitap basılır basılmaz ikinci baskının yapılmış olmasını görmek çok sevindirici. Ahmet Cemal'in tutkusunu ve çeviri serüvenini bizlerle paylaşmasının okuyucuda merak uyandırdığı anlaşılıyor.

Ama okuyucuları ikaz etmemiz gerekiyor, güç bir metin bu; çok zaman, dikkat, konsantrasyon gereken bir okuma süreci var önünüzde. Bunun herkese göre olmadığı açık.

Uzun, bir noktasına virgülüne geldikten sonra nasıl başladığını unutacağınız yoğun ve karışık paragraflar; mitolojiye, tarihe yapılan birçok gönderme, olasılıkla bu metni okurken başka okumalar yapmanızı da gerektirebilir.

Başta da vurguladığımız gibi kaçınılması mümkün olmayan bir şiirsellik ve müzikalite kaybı söz konusu olsa da Avrupa romanının bu en önemli metinlerinden birinin artık dilimizde de olması çok büyük bir kazanım. Kırk yıllık emeği için sayın Ahmet Cemal'e minnettar olmalıyız.

Anahtar sözcükler
 Ahmet Cemal, Hermann Broch, Vergilius'un Ölümü, çeviri, şiir çevirisi